Hırvatistan Turları

Birbirinden güzel tatil turları ile 'Oley' zamanı


Avrupa ve Akdeniz’in birleşim noktası olan Hırvatistan Adriyatik’in incisi olarak adlandırılan bir ülkedir. 1991 senesinde bağımsızlığını kazanan ülkenin tarihinde yakın döneme kadar savaşlar süregelmiştir. En iyi korunan orta çağ  kentininde bulunduğu Hırvatistan çok sayıda doğal yaşam parkı bulunur. Doğa ile iç içe bir tatil geçirmek isteyenler için ideal destinasyon olan Hırvatistan uzun dönem Osmanlı egemenliğinde kalmış olması ve tarih boyunca Venedik, Macar ve Avusturya’nın da topraklarda hakimiyet sürmesi dolayısıyla  kültürel bir tur yapmaya uygundur. Kış mevsiminde karasal  iklimin sürdüğü ülkede sıcaklık -10 dereceye kadar düşmektedir ve sıklıkla kar yağışı görülür. Hırvatistan’a yapacağınız  seyahat için en uygun tarih mart – kasım ayları arasında kalan orta derecede sıcaklıkların yaşandığı dönemdir.

Hvar

Adriyatik denizinde yer alan bir ada olan Hvar özellikle deniz turizmi için tercih edilmektedir. Milattan önce 384 senesinde uzanan tarihsel geçmişi ile bir çok önemli yapı ve arenalardan  sahiptir.Bu tarihi arenalardan   en önemlisi StariGrad isimli bölgededir. Antik kalıntıların bulunduğu  alan Unesco tarafından koruma altına alınan StariGrad antik yıllarda Yunanlılar tarafından kullanılan bir bölgedir.

StadiGrad bölgesi antik kalıntıların dışında doğal güzellikleri ile büyüleyen sakin bir konaklama bölgesi olarak tercih edilmektedir. Kasabanın iç bölgelerine kadar giren deniz bölgeyi ikiye ayırır. İkiye ayrılan bölgenin bir tarafından konaklama mekanları bulunurken diğer kısmında ise butik mağaza i restoran ve cafeler yer almaktadır. Akşam saatlerinde açılan hediyelik eşya tezgahlarından ise hatıra yada hediyelik alışverişlerinizi yapmanız mümkündür.

Jelsa bölgesi StadiGrad bölgesine göre çok daha sakin olan ancak kumluk ve sığ denizi ile özellikle çocuklu turistlere hitap eden bir bölgedir. Marina ve çevresinde bulunan restoran ve cafelerden oluşan Jelsa sakin bir tatil yapmak isteyen seyahat severlerin huzurla tatillerini sürdürebilecekleri şirin bir kasabadır. Ekonomik bir bütçeniz varsa konaklamak içinde Jelsa bölgesi tercih edilebilir.

Split

Hırvatistan’nın ikinci büyük şehri olan Split hareketli ve eğlenceli ambiyansı ile geleneksel ve modern öğelerin harmanlandığı bir kenttir. 4. Yüzyıla kadar uzanan geçmişi ile eski Yunanlılar tarafından kurulduğu bilinen Split’te çok sayıda müze bulunur. Kentin en ünlü tarihi yapısı Diocletian Sarayıdır. Roma döneminden kalan bir yapılan olan saray tam manası ile bir saray olmasada Split bölgesinin ana merkezinde bulunduğundan şehre gelen ziyaretçiler tarafından etrafında bulunan cafe bar ve mağazalar dolayısıyla sıklıkla gezilmektedir.

Gotik mimarinin bir temsili olan  Papalic sarayının içine kurulan şehir müzesinde ise bu bina hakkında ki tanıtıcı eserleri görebilirsiniz. Müze daha ziyade günümüze kadar bozulmadan ulaşan dış mimari detayları için görülmeye değer bir yapı niteliğindedir.

Etnoğrafya müzesinde ise orta çağ mimarisine ait detayları görebilmeniz mümkündür.  İç yapısında roma stili merdivenlerden ve rönesans döneminin izlerini taşıyan terasa varılmaktadır. Şehrin en güzel manzarasının bu müzenin terasından görünmesi dolayısıyla şehre yapacağınız turda bu müzeye mutlaka uğramanızı öneriyoruz.

Dubrovnik

Ülkenin en güneyinde olan şehirlerin arasında bulunan Dubrovnik özellikle deniz turizmi açısından sıklıkla tercih edilen şehirlerdendir.  Dalış sporu ile ilgilenen seyahatseverlerin ideal destinasyonlarından biri olması sebebiyle özellikle yaz aylarından kalabalık bir turist popülasyonuna sahiptir. Kış aylarında sıcaklığı düşük olan şehre en uygun seyahat dönemi mayıs eylül ayları arasındadır.

Rönesans döneminden kalma çok sayıda tarihi yapıya ev sahipliği yapman şehir aynı zamanda kültürel turlar içinde bir cazibe merkezi konumundadır.

Şehri denizden gelen saldırılara karşı korumak amacı ile inşa edilen Dubrovnik kalesi tarihi yapılardan en ünlüsüdür. 40 metreye yakın yükseklikte bulunan kuleden görünen manzara şehirden görebileceğiniz en iyi manzaradır. 1038 senesinde inşa edilen yapı kayalıkların üzerine oturtularak yapılmış bir mimari harikadır.

15 yüzyılda inşa edilmiş olan Onofrio çeşmesi şehrin su ihtiyacını karşılamak üzere yapılan bir diğer tarihi eser olarak şehirde bulunur. Çeşmenin işlemleri göz alıcı güzellikte olup  günümüze kadar bozulmadan ulaşmıştır.

Dubrovnik’in hatta Akdeniz’in en büyük caddelerinden biri olan Stradun caddesi şehrin oldtown bölümünde bulunur. Cadde üzerinde çok sayıda tarihi dönemlerden kalan yapılar bulunmaktadır. Sponza sarayı gotik mimarinin bir timsali olarak caddenin en ünlü yapıları arasında bulunur. 16 yüzyılda inşa edilmiş saray depremde dahi zarar görmeden günümüze kadar ulaşmış ve tarih boyunca maliye belediye binası gibi bir çok amaç için kullanılmıştır.

Dubrovnik geziniz sırasında ayrıca bir çok kilise ve manastırı gezerek dinlerle ilgili bir kültür turu  yapabilirsiniz.